Menü
İlim talebeleri için, İslamî ilimler sahasında hadis ilmi, tahsili bakımından diğer ilim dallarından bambaşka bir hususiyet arz eder. Adeta nev’ine münhasır özellikleri vardır. Şöyle ki, diğer dallarda ilim talebesinin, tahsilinin eksikliğini ve yetersizliğinin doğurduğu açığı başka yollardan kapatması çoğu zaman mümkün olabilmektedir. Pek zorlanmadan yan dallardan istifade yoluyla bu açığını kapayabilecektir. Çünkü bir daldaki eksiği, temas edeceği bağlantılı bir diğer lügat, tefsir, Kur’ân, siyer veya fıkıh dalının araçlarıyla kapatması mümkündür. Konu fıkıh ise örneğin, bâbı bellidir. Mezhebin görüşü ve birkaç deliline hakim olmak bu araçlar sayesinde epeyi mesafe katetmeyi sağlar. Örnek olarak fıkhi bir meselede benzer hükme sahip kıyası kabil olan hükümlere kıyas yoluna gidebilir. İcmâya yahut başka araçlara başvurabilir. Hatta bazen ilmihal düzeyindeki bilgi yeterli faydayı sağlayabilir. Ancak hadis ilmi için aynı şeyi söylemek zordur. Çünkü hadisin sıhhati meselesi kıyas, mezhebî kâide, fıkhî içtihat vs. yollara kapalı, başlı başına farklı tekniği olan bir ilmin ve ehliyetin konusudur. Bu açığı başka yoldan kapatmaya çalışmak, değindiğimiz üzere diğer disiplinlerden yararlanmak suretiyle buna çabalamak, başka sorunlara yol açar. Bir hadisin sahih olup olmadığına dair soru önümüze geldiğinde, ya da hüküm o anki söz konusu hadisin sıhhati hususuna gelip dayandığında, artık hiçbir manevra alanı kalmamış olur. Hadisin hükmetme noktasında birkaç türlü davranış şekli devreye girer. Birincisi, işimize gelen hükmü almak. Bu genelde meşrep ve mezhep sâikiyle hareket edenlerde gözlenir. Bir diğeri, değişik argümanları olmakla beraber nihâî olarak akla yatıp yatmadığına bakarak sahih zayıf ya da uydurma hükmü vermektir. Bu da sorumsuz kimselerde cüretkârlık olarak kendini gösterir. Bunlar dışında ise geriye iki selim yol kalır. Kişi ya tashîh, tad’îf konusunda içtihat makamında gördüğü hadisçinin hükmüne müracaat edecek. Ya da bizzat kendisi hadiste hâfız, muhakkik, müçtehit ise içtihat edecektir. Son iki tavır yüksek bir farkındalığa sahip olarak ne yaptığını bilen bilginlerin ve ilim talebelerinin yoludur. Hadis sahasında karşı karşıya kalınan benzeri durumlarda, getireceği sorumluluk açısından, akl-ı selîm kabul edilen tek çıkar yol sadece budur. Hadis bilginlerinin yerinin doldurulamaz oluşunu anlatmak elbette bu yazının harcı değil. Ama konuya girerken, dikkatleri çekmek istediğimiz yön tamamen hadislere hükmetmenin zorluğu konusu olduğunu için, ondan bahisle söze girmek istedik. Bilindiği üzere hadis ilmi başlı başına teknik bir uğraştır. Hadisçilik de, yüzbinlerce sened, râvi, adalet zapt durumları, tabakaları ile yoğrulan biyografik ve zamansal bilgiye ezber düzeyinde hakim olmak, hüküm, metin, lafız gibi sayısız öğe ve değişkenle içli dışı olarak bir ömür verilen uğraşın adıdır. Hâfız tabiri ise hadisçiler arasındaki en saygın bilginleri ifade eden bir ünvan olarak çokça karşımıza çıkar. Geçen yüzyıllar içinde bu ünvana sahip olmalarının sebebi sayısız hadis, metin, sened ve râvi bilgisine ait unsurları zapt edip ezberlemeleridir. Bununla kalmayıp, tashîh ve tad’îf konusunda içtihat donanımına sahip bir konuma ulaşarak bu ilmin gelişmesine yaptıkları katkılarıdır. Böylesi bilginler bizlere bir benzetme ile anlatılacak olsa, belki hâfızlara ancak zamanının kompitürleri benzetmesi yapmak yerinde olacaktır. Tedvîn ve tasnîf dönemi olarak eserler bazındaki bilindik ayrıma, bazı hadisçi bilginleri diğerlerinden ayıran bir tasnif de eşlik eder. Mütekaddimîn ve müteahhirîn hadisçiler tasnifi. Bu ayrım, yukarıda bahis konusu ettiğimiz hâfız hadisçiler arasından bir dönem öncesi ve sonrası yaşamış bilginleri ifade için kullanılsa da, yaygın kanının aksine sadece zamansal bir ayrıma dayanmaz. Kendilerinin ve eserlerinin söz konusu ilim dalında referans kabul edilip edilmeyişlerine dayanır. Bu referans kişiliklerden bazılarını kısmen de olsa tanımak ilim talebesi dostlarımız için çok yararlı olacaktır. Mütekaddimîn Hadisçilerin Son Halkası üst başlıklı eseri ile Dr. Öğr. Üyesi Necmi SARI bizlere büyük bir hâfızı tanıtıyor. Çağına yakın bilginlerce hâfızların sonuncusu (hâtimetü’l-huffâz) şeklinde anılan Hatîb el-Bağdâdî’nin hayatı ve eserleri konulu çalışmanın bu sahada ilim yolculuğuna çıkacak kimselerin ufkunu daha da genişletmesini umuyoruz.
Ümmülkura tarafından yayımlanan, Necmi Sarı kaleminden çıkan Mütekaddimin Hadisçilerin Son Halkası - Hatib El-Bağdadi Hayatı ve Eserleri kitabını keşfedin. İslami ve Tasavvuf Kitaplar kategorisinde Avrupa Kitabevi'nin özel indirimleriyle sizi bekliyor.
Hemen sipariş verin ve Avrupa'ya hızlı teslimat avantajlarından yararlanın!
Bu eserle unutulmaz bir okuma deneyimi yaşayın.
Siparişine ait tüm kitaplar en geç 1-3 iş günü içinde kargoya verilir
Aradığın kitabı bulamıyor musun? Hemen bize yaz ve stoklara yükleyelim.
Kargo sürecinde hasar gören ürünleriniz için %100 iade
Evet! Tüm kitaplarımız sadece yetkili ve büyük yayınevlerinden tedarik edilir.
Siparişiniz hazırlandığı anda e-posta adresinize kargo takip numaranız ve linkiniz anında iletilir. Ayrıca takip numaranızı müşteri hesabınızdan da görebilirsiniz.
Sağ altta bulunan Destek kutucuğundan bize ulaşabilirsiniz. Size en hızlı şekilde geri döneceğiz.
Samumese OÜ
Address
Harju maakond, Kesklinna linnaosa, Viru väljak 2, 3. korrus, 10111 Tallinn,Estonia